NEŞE VE ÖFKE

Neşe, mutlu olmaktan doğan ve dışa vurulan sevinçtir. Bebek 1. aydan sonra memnuniyet verici ve hoşnutluk veren şeyler karşısında gülümser. Sosyal gülümseme ise 2.5-3 ay sonrası dönemde başlar. Bebek, tanıdık yüzler, bildik mutluluk veren şeyler karşısında gülümser. Bebeklerde 4. ayda gülümseme kahkahaya dönüşebilir. Gıdıklandıklarında kahkaha atabilirler. Çevre üzerinde kontrol sağladıklarını fark ettiklerinde de gülümseyebilirler. 6. aydan sonra da bebekler ilginç, saçma ve şaşırtıcı durum, olay ve şeyler karşısında bulara bir tepki olarak gülerler. 1 yaşından sonra da cıvıl cıvıl ve neşeli hale gelirler.

 

Ağlamak ise üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık gibi durumların etkisiyle gözyaşı dökmektir. Bebeklerin başlangıçta ağlamaları bir iletişim ve yardım çağrısıdır. Bebekler hastalıklarında, açlık, susuzluk, temizlik, uyku gibi fiziksel ihtiyaçları olduğunda, gaz sancılarında ve acı çektiklerinde ağlarlar. Başlangıçtaki ağlama öfke belirtisi değildir. Öfke engelleme, incinme, kırılma veya gözdağı karşısında gösterilen kızgınlık, hiddet ve saldırganlık tepkisidir. Öfke, sıkıntı yaratan durumlara karşı verilen doğal bir tepkidir.

Bebekler 6 aylık olduktan sonra engellemeler karşısında öfke duyabilirler. İstediklerine ulaşamadıklarında, kendilerini engellenmiş hissedebilirler ve çaresizlik nedeniylede öfkelenebilirler. Her duygunun çocuklar tarafından öğrenilmesi gibi öfke duygusu da bebekler tarafından öğrenilmelidir. Zaten öğrenilir de. Yalnız öfke duygusu güvenli ve denetimli bir çevrede öğretilmelidir. 15 aylık çocuk oyunda bir şeyi başaramazsa, örneğin oyuncağını kutudan çıkaramazsa, öfke gösterebilir. Buna müdahale etmemeli, çocuğun öfke göstermesine izin verilmelidir. Babası 16 aylık çocuğun elinden cep telefonunu aldığında ve telefonu sakladığında da çocuk hayal kırıklığı yaşayıp öfkelenebilir. Hayal kırıklığına bağlı öfke, olay karşısında engelleri aşmak için bebeği motive edip ona güç verebilir. Bebek kontrol altındayken ona sevgi temelinde yaklaşarak bu türden bir engellenmişlik duygusunu yaşamasına ve belli miktarda öfkelenmesine izin verilmelidir.  Bu tür deneyimlerle öfkelenen çocuk, öfkeyi öğrenip, öfkenin doğal bir tepki olduğunu anlayıp, öfkeyi tanıyacaktır. Çocuk öfkelendiğinde, her şey onun istediği şekilde yapılmazsa öfkeyle istediği şeyi yaptıramayacağını öğrenecektir. Öfkesini kontrol altına alacak, öfkesi de bir şekilde geçip gidecek ve böylece öfkenin de ortadan kalkacağını anlayacaktır. Çocukların öfke duyarak bu duygu karşısında deneyim kazanmaları, öfkelerini kontrol edebilmeyi öğrenmelerini sağlar. Bebekler yemek beklemek ve araba ile zorunlu seyahatler gibi bazı elde olmayan nedenlerden dolayı öfke duyduklarında onlara sevilen ve hoşa giden bir oyuncak vermek şeklinde bir ilgi dağıtma ve sakinleştirme yöntemi uygun düşer. 1 yaşında bebekler başkaların öfkeli olduklarını fark ederler; kendilerini güvensiz hissederler ve stres altında kalırlar. Bu nedenle bebeğin yanında anne ve baba öfkelerini kontrol altında tutmalıdır.

 

Çocuk büyüdüğünde, 18 aylık olduktan sonra olumlu duygularını aileye ifade etmeye başlar. Çocuklar 18–36 ay arası çok hareketlenirler;  neşelidirler; neşe ile çığlık atıp, kahkaha ile gülüp, sevinçle ellerini çırparlar. Çocuklar bu dönemde nasıl neşelerini ifade edip gösteriyorlarsa, öfkelerini de her yerde ifade ederler. Bu dönem, öfke nöbetlerinin görüldüğü dönemdir. Çocuklar, bir isteği iletememe, olayların ve durumun neden öyle olduğunu anlayamama, yaşanan hayal kırıklığı ve yoğun duyguları sözle ifade edememe sonucu hissettiklerini öfke nöbetleriyle dile getirirler. Hayal kırıklığını kaynağına (özellikle anne-babaya) yönelterek onlara karşı öfke nöbeti gösterirler. Öfke nöbetinin kaynağına yöneltilmesi normal gelişimin bir parçasıdır: Hayal kırıklığının kaynağını anlamak, onun nasıl giderileceğinin öğrenilmesinin de başlangıcıdır. Yapılan araştırmalarda 18 aylık bir bebekte ortalama haftada 2–3 öfke nöbeti görülmüştür (Schaefer C.E. 2009). Anne-baba öfkelendiğinde öfkelerini şiddete dökmeden düzgün şekilde ifade etmelidir. Başka insanların öfke nöbetleri de çocuklara abartılmadan ve nedenleriyle anlatılmalıdır. Öfke duygusunun farklı yoğunluğu rahatsız olmak, canı sıkılmak, kızmak, parlamak, moralin aşırı bozulmuş olması, öfkeden deliye dönmek, aşırı sinirlenmek vs. gibi kelimelerle dile getirmelidir. Bu, öfkenin farklı seviyelerinin bulunduğunun ve karmaşık bir duygu olduğunun çocuk tarafından anlaşılmasını sağlar. Öfke duygusu ile ailenin deneyimleri ve davranışları çocuklara öfkenin ne olduğunu, nereden kaynaklandığını ve nasıl kontrol edileceğini öğretir. Çocuk öfkelendiğinde aile tarafından “öfke duyduğunu biliyorum, şu an öfke duyuyorsun” gibi çocuğun hissettiği duygunun ne olduğu belirtilmelidir; aile, çocuğun öfke durumuna karşı sakin, anlayışlı ve destekleyici bir tutum içerisinde olmalıdır. Çocuk öfkelendiğinde onun yanında olunduğu, onunla ilgilenildiği ve onu sevmeye devam edileceği duygusunu hissetmelidir. Hiçbir zaman, hiçbir koşulda çocuğun öfke nöbetine öfkeyle karşılık verilmemelidir. Öfke nöbetinde anlayışlı davranıp mümkünse çocuk kucağa alınmalı, sevgi sözleriyle durum anlatılarak sakinleştirilmeye çalışılmalıdır. Bu yöntemle başarılı olunamaz ise çocuğu güvenli bir yere kısa süreli bırakarak ve beklentiler dile getirilerek, “öfkene hakim olmalısın, sakinleşinceye kadar odanda oturursan iyi olur” gibi ifadelerle öfkenin geçmesi beklenmelidir. Bu sürede çocuğun odasında birlikte oturulur. Öfke geçtiğinde ise ebeveyn olayı uzatmamalı, çocuğa karşı sevgi göstermelidir. Çünkü çocuk öfke krizinden sonrada aile tarafından sevildiğini bilmek isteyecektir. Her duygu çocuk tarafından öğrenilecektir. Duyguyu tanımlamak ve ailenin sağlıklı yaklaşımı öfkeyi nasıl kontrol etmesini çocuğa gösterecektir. Bir anlaşmazlıkta sakin ve anlayışlı bir şekilde davranılmalıdır. Çünkü bu öfke krizi sırasında çocuk galip gelirse ileride bunu kullanmak için neden yaratılmış olunur.  Çocukların ağlayarak, bağırıp çağırarak ve öfke nöbeti göstererek istediklerini elde edemeyeceklerinin onlara öğretilmesi gereklidir. Çocuklar her ağladığında ve her bağırdığında hemen onları susturmaya çalışılmak doğru değildir.   

 

Çocuklar 3 yaşını doldurduktan sonra duygularını tanıyıp onları kontrol edebilir hale gelmeye başlarlar. Bu yetenekleri sonucunda yumuşarlar. Sözlü ifade becerileri çok artmıştır. Duygularını sözlü dile getirirler. Aileler çocukların duygularını ifade etmelerini sağlamalılar ve bu konularda onlarla sohbet etmeliler. 3–6 yaş arasında öfke nöbetleri hala görülmeye devam eder. Bu dönemde istekleriyle yeteneklerinin eşit gelişmemesi sonucu yapamama, sıkışıp kalma ve başarısızlık duygusu öfkelenmelerine neden olabilir. Bu dönemde otokontrolleri tam gelişmese de öfkeyle baş etmeyi öğrenebilirler. Öncelikle herkes gibi çocuklar da sinirlenirler. Çocukların sinirlenecekleri ve öfkelenecekleri kabul edilmelidir. Bu duyguların çocuklar tarafından isimlendirilmesi ve tanımlanması sağlanmalıdır. Üzüntü, bazen öfkenin nedeni olabilir. Bu nedenle üzüntünün kaynağı bulunmalıdır. Öfke duyguları ve bu duygunun nedenleri söze dökülmelidir. Çocuklara öfkendikleri için suçluluk duymamaları ve öfkelendiklerinde bu duygu ile başa çıkmaları gerektiği anlatılmalı, başa çıkma yolları gösterilmelidir. Çocuklar bakımından öfke ile başa çıkma yolu öncelikle bu duygunun sözle ifade edilmesi olmalıdır. Sakinleşmek için yapılan derin nefes alma, ortam değiştirip başka odaya gitme, çok gerekliyse yastığını sıkıştırıp yastığa basitçe vurma, eski gazeteleri yırtma, kâğıt karalama, öfkeyi resmetme, bahçede dolaşma gibi eylemler tüm yaşlar için bir çözüm olabilir. Öfke, nihayetinde başkalarına zarar vermeden ifade edilip çıkartılmalıdır.

 

Şaka, fıkra ve bulmacalar 6–10 yaş arası çocuklarda önemli bir neşe ve eğlence kaynağıdır. Esprili bilmece ve bulmaca kitaplarıyla uğraşma,  eğlenceli ve neşeli bir durum yarattığı gibi yönlü düşünmeyi ve yaratıcılığı da geliştirir. Mizahın, bu dönemde eğitimde kullanılması aşırı fayda sağlar. Sıkıntı durumlarında çocuğun öfke duygusuna dönmesinin engellenmesi için mizah kullanılabilir. Öfke bu dönemde de gösterilir ve öfkeyi kontrol altına almak bu yaşlar için önemli bir gelişmedir.

 

Önemli olan öfkelenmek değil, öfkeyi kontrol altına almaktır.

Site içeriğinde bulunan yazı ve makaleler bilgi sağlamak içindir.
Hekim hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi, tanı ve teşhis koyması yerine geçmez